Arama :

 
Ziyaretçi Defteri Tavsiye Et Günün Haberleri Firma Rehberi Ana Sayfam Yap Sitene Ekle Seri İlanlar İletişim Künye

27 Ekim 2020 Salı 00:57    

 Ziyaretçi Sayısı
Online :  8 kişi
Bugün :  45 kişi
Toplam :  948429 kişi
Online Üyeler
ve 8 ziyaretçi












Yusuf Dursun ile Çok Özel Röportaj
Tarih: 15/09/2011


Efendim, edebiyat, sanat ve kültür camiamız sizi yakından tanıyor. Fakat yeni okuyucularımızın özellikle gençlerimizin sizi daha yakından tanıyabilmesi için bize kendinizi kısaca anlatabilir misiniz? 

1949 Yozgat-Musabeyli doğumluyum. 7 yaşımdayken Yozgat merkeze taşındık. İlkokul, ortaokul ve öğretmen okulunu Yozgat’ta okudum.1971’de Erzurum Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünü bitirdim. Yurdun çeşitli yerlerinde öğretmenlik ve idarecilik yaptım. 1996’da Elazığ Mehmet Akif Ersoy Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğinden emekli oldum. 1998’de, çocuklarımın eğitimi vesilesiyle İstanbul’a yerleştim. Halen İstanbul Bahçelievler Özel İhlâs Lisesinde, haftada üç gün olmak üzere, öğretmenliğe devam ediyorum. Evliyim; dört çocuğum, üç torunum var.

Şiir kitaplarınızın bir bölümünü saymazsak çalışmalarınızın genellikle gençlerimiz ve çocuklarımıza yönelik olduğunu görüyoruz. Bu tercihinizde eğitimci olmanızın etkisinden söz edilebilir mi? Neden gençler ve neden çocuklar? 

25’e yakın basılmış eserimden 4 tanesi büyüklere yönelik şiir kitabı. Bunun dışındakiler, çocuklarımız veya gençlerimiz için kaleme alınmış eserler… Başlangıçta Çocuk Edebiyatına yönelmek gibi özel bir tercihim yoktu. Fakat 1984’te, o zamanlar Ankara’da çıkan Töre dergisinde yayımlanan ilk şiirim bir çocuk şiiriydi. Şu anda üzerinde çalıştığım hikâyeler de çocuklara yönelik… Bu durum, elbette çocuklarla iç içe oluşuşumun tabii bir sonucuydu. Asıl önemli etken de bir kültür şehri olan İstanbul’un; buradaki şair, yazar ve yayıncı dostlarımın telkinleri oldu. Bu bağlamda şair, yazar dostum Bestami Yazgan’ın, Nar Yayınları Genel Müdürü Tayfur Esen’in ve Timaş Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Emine Eroğlu’nun isimlerini sayabilirim. Öyle ki 13 sene önce İstanbul’a geldiğimde iki tane basılmış eserim varken bu sayının 25’e yaklaşması, öncelikle bu isimlerin destekleriyle oldu. Sonradan bu isimlere Nesil Yayınlarından Ömer Faruk Paksu ile Gonca Yayınlarından Osman Kaplan eklendi. “Marifet iltifata tabidir, iltifatsız mal, zayidir.” diye bir söz vardır. Saydığım isimlerin destekleri, özellikle Tayfur Esen Bey’in benim üzerinden her türlü riski göze alması olmasaydı bugün bu seviyeye gelemezdim. Buradan eserlerimi yayınlayan bütün gazete, dergi ve yayınevi sahiplerine teşekkür ediyorum.     

Neden çocuklar ve gençler, sorusuna gelince:

 Öncelikle içimde hiç büyümeyen çocuk yanım böyle istiyor, diyebilirim. Elbette daha önemli bir gerçek de çocuklarımızın bizim geleceğimiz oluşlarıdır. Bir diğer etken de piyasadaki çocuk yayınlarının çoğunun milli ve manevi değerlere bağlılık, dil ve üslup yönünden, maalesef, özensiz oluşlarıdır. Onlara bu saydığımız değerlerin, göze batmayacak şekilde sunulması gereğine olan inancım da bu sahada kaliteli eserler vermek yolunda benim için bir mecburiyet hâlini, almıştır.

Türkiye’de çocuk edebiyatı yayıncılığı geçmişe göre son yıllarda bir ivme kazandı. Sizce gelinen bu nokta yeterli midir?

Türkiye’de Çocuk Edebiyatı yayıncılığı son yıllarda bir ivme kazanmıştır, bu doğru. Yayıncılar, artık daha kaliteli eserleri arar oldular. Kitaplar, muhtevasıyla, ebadıyla, resimleriyle çocukların beğenecekleri şekilde tasarlanıyor. Bütün bunların yeterli olmadığını, hâlâ pek çok yayıncının, belki de hepsinin, ticari kaygılarla hareket ettiğini biliyoruz. Öyle ki bizim en az otuz-kırk yıllık birikimimizin ürünü olan eserler, toptancılara yok pahasına veriliyor. Okuyucuların çoğu da kitabın ucuzunu tercih ediyor. Manavdan domates alırken gösterilen dikkat, kitap alımında esirgeniyor. Ümit ederim bu böyle gitmez. 

Yazarlar, yayınevleri, MEB ve Kültür Bakanlığı bir araya gelip çocuk edebiyatı yayıncılığı hakkında beyin fırtınası yaparak gelecek adına bir çaba sarf ediyorlar mı? Böyle bir projeye sizce gerek var mı? 

Bu tür çalışmalar az da olsa yapılıyor. Ancak burada da geniş bir katılımın olduğunu söylemek zor…  Böyle projelere gerçekten ihtiyaç var. Saydığınız kurumlara özellikle belediyeleri ve mülki idareleri ekleyebiliriz. Hatta “Şehrimiz okuyor…” gibi kampanyalar düzenleyen valiler ve kaymakamlar, bu konuda gerçekten güzel faaliyetler yapıyor. Haftada üç gün dersim olduğunu söylemiştim ya, dersim olmayan Pazartesi ve Salı günleri, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden aldığım davetlere icabet ederek okuyucuyla buluşuyor; seminer, panel, imza günü… gibi faaliyetlerle bu tür çalışmalara destek oluyorum. 

Medya’nın gençlerimizin eğitim ve sosyal gelişimine katkı sağladığına inanıyor musunuz? Bu konuda neler tavsiye edersiniz? 

Günümüzde medyanın gençlerimiz ürerindeki etkisi inkâr edilemez; ancak bu etkinin olumlu yönde olduğunu söylemek, fazla iyimserlik olur. Bir ev düşünün, her odada bir kardeş, ayrı ayrı televizyonlardan aynı diziyi seyrediyor… Her kardeş, kendi odasında internet ortamının büyüsüne kapılmış, vaktin nasıl geçtiğini bilmiyor. Bu gençler, büyüklerini ilgilendiren bir taziye ziyaretine veya bir düğüne gitmeye üşeniyor. Markete bile gitmek zor geliyor çocuklarımıza. Allah için, konu kendi arkadaşları olduğu zaman akan sular duruyor. Sosyal paylaşım siteleri, binlerce genci bir araya toplayabiliyor. Bu durumda, çocuğun sosyal gelişimi elbette bir mesafe kat ediyor. Burada biz yetişkinlere düşen şey şu: Onların ilgilerini ve enerjilerini kendi bireysel tercihlerinin yanında aile ve toplum yararına kullanmalarını da teşvik etmek… Medyanın eğitime katkısında da aynı ikilem geçerli… Bilgisayarı, interneti bu kadar başarılı kullanan çocukların zihin gelişimlerinin çok hızlı olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımıza her konuda olduğu gibi bu konuda da denge unsurunu anlatabilmeliyiz. Bu konuda biz yetişkinlerin yapması gereken ilk şey, bu denge unsurunu çocuklarımıza bizzat yaşayarak sezdirmektir. 

Eskiden ilk, orta ve lise talebeleri amatörce de olsa gazete dergi çıkaracak seviyede okumaya meraklı olurdu. Günümüz gençliği internette, sosyal paylaşım sitelerinden dışarı çıkmaz oldu. Bu konuda gençlerimize ve ebeveynlere neler tavsiye edersiniz? 

Bu konuyla ilgili düşüncelerimi yukarıda özetlemiş oldum. Yetişkinler olarak önce kendimiz iyi bir okuyucucu olalım, bütçemizin içinde kitap alımına bir pay ayıralım; o zaman gençlerimizin de bizim gibi davrandığını göreceğiz. 

Eserlerinizde dini ve milli motifler ustalıkla işleniyor. Uzun bir dönem gençliğimiz bu zenginlikten yoksun bırakıldı. İşin mutfağında olan biri olarak milli ve manevi değerlerinden soyutlanan gençliği ne gibi buhranlar bekliyor? 

Hayatın acımasız kuralları hiçbir alanda boşluk kabul etmiyor. Nerede bir boşluk olursa orası hemen dolduruluyor. Gençliğimiz, milli ve manevi değerlerimizden yoksun kaldıklarında kendilerine örnek olarak, kimi tanıyorsa onu alacaktır. Bizim engin tarihimiz dururken bütün tarihi 200 seneyi bile geçmeyen devletlerin ve fikirlerin, geçlerimiz üzerinde egemen olması bundandır. Bir otun bile toprağın içinde bir kökü vardır. Hiçbir varlık, köksüz olamaz. Geçmişini tanımayan ise köksüz olduğu kadar öksüzdür de. 

Bizi zorla 100 yıllık bir tarihe hapsetmeye çalışıyorlar. Fakat siz Nar Yayınları arasında çıkan tarihi romanınızda İslam tarihinin akışına yön veren, Anadolu’nun Fatihi “Sultan Alp Arslan” isimli eserinizde bu tarihi bin yıl geriye götürüyorsunuz. Bu konuda ne söylemek istersiniz? 

Bizim tarihimiz 100 yıllık bir tarih değildir. Bir görüşe göre en az bin yıllık, bir başka görüşe göre de en az beş bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Ben, Sultan Alp Arslan romanını yazarken Türklerin İslamiyet’le şereflendikleri bir dönemi esas aldım. Yahya Kemal Beyatlı da bu düşüncedeydi. Milliyetçilik fikrinin bir ırk üzerinden değil, kültür üzerinden işlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Tarih fikrini de buna paralel olarak Türk milletini oluşturan bütün unsurları kucaklayabilirsek sağlam bir temele yerleştirebiliriz. 

Bir yandan eğitim faaliyetiniz bir yandan konferanslar-konuşmalar bir yandan da kitap çalışmaları dur durak bilmeden devam ediyor. Biz takip ederken yoruluyoruz. Allah nazardan saklasın Hiç yorulmuyor musunuz? Nasıl üstesinden geliyorsunuz bu kadar çalışmanın? 

Her şeyden önce yüce Allah’a, bana verdiği sağlık, huzur ve azim için şükrediyorum. İnanın,  birkaç gün bir iş yapmadan dursam, canım sıkılıyor. Ya okumalı, ya da yazmalıyım. Evimde çalışmak için uygun bir ortam var. Eşim ve çocuklarım bana bu ortamı hazırlıyorlar, buradan kendilerine şükranlarımı sunuyorum. 

Yeni projeleriniz var mı? Diye sormayacağım. Zira projesiz bir hayatınızın olmadığını biliyorum. Hocam, mutfakta şu an ne var? İştahla bekliyoruz…

2011’in Temmuz’unda olduğumuz şu günlerde Timaş Yayınları’ndan Mutlu Günler Mübarek Geceler isimli bir kitabım çıkacak. Bütün aşamaları tamamlandı, sanırım matbaaya gönderildi. Nar Yayınları arasında çıkacak olan bir İstanbul kitabını, yayıncıma teslim ettim. Bugünlerde ise çocuklar için hikâyeler üzerinde çalışıyorum. He konuda olduğu gibi bu konuda da bütün okuyucuların destek ve dualarını istirham ediyorum. 

HaberKültür.Net sitemiz hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz? 

Sitenizin faaliyetlerini yakından takip ve takdir ediyorum. Sizin ve Mahmut Bıyıklı kardeşimin şahsında bütün camiaya selam, sevgi ve dualarımı sunuyorum. 

Son olarak bir eğitimci ağabeyleri olarak gençlerimize ne tavsiyede bulunursunuz? Gençlerimiz, öncelikle kendilerinin bir değer olduğunun farkına varsınlar. Sonra da nereden geldiklerini, nasıl yaşadıklarını ve nereye gideceklerini düşünsünler. Milletimizin bütün değerlerini tanımaya gayret etsinler. Mesela hangi tür müziği severlerse sevsinler, bir de halk müziğimiz ve sanat müziğimiz olduğunu fark etsinler. Yerli olmadan milli, milli olmadan da evrensel olunamayacağını anlasınlar. Gülümseyerek baksınlar çevrelerine; insanlara selam vermekten, onlarla iki çift kelam etmekten çekinmesinler. Unutmasınlar ki: 

“Gönülden gelince selam,

Cümle sesler olur kelam,

Güller açar da vesselam, 

Göğsümüzde hu diyerek,

Yâr aşkına çarpar yürek.” 

Gençlerimiz, yaşları itibarıyla sevgiyi ve aşkı keşfetme ve yaşama çağındadır. Bu konuda onlara derim ki: 

“Aşk denilen kor ateş,

Değdiğini yakmalı;

Âşığın gözü yalnız

Helâline bakmalı.” 

Size de bana bu imkânı verdiğiniz teşekkürlerimi sunuyorum.

Efendim, Rabbim sa'yinizi ve sayınızı arttırsın. Kıymetli vaktinizi bizimle paylaştığınız için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Nidayi Sevim



   

 Kullanıcı
 Parola
  Yeni Üye Şifremi Unuttum
 

Yozgat Dondu
Yozgat Dondu

Yıldızlar Avrupa Şampiyonasında Hemşehrimiz Zeynep
Yıldızlar Avrupa Şampiyonasında Hemşehrimiz Zeynep

Yozgatta Jandarma Broşür ile..
Yozgatta Jandarma Broşür ile..

Bozok Üniversitesini 3057 Kişi Tercih Etti
Bozok Üniversitesini 3057 Kişi Tercih Etti

Yozgat Bozok Üniversitesinden....
Yozgat Bozok Üniversitesinden....

Türkiye, dünyayı BBG evi gibi izleyecek!
Türkiye, dünyayı BBG evi gibi izleyecek!

Yozgat Bozok Üniversitesi Hastanesinde...
Yozgat Bozok Üniversitesi Hastanesinde...

Esnaf Kredi Faizleri Arttı
Esnaf Kredi Faizleri Arttı

iletişimde Vergiler Tek Kaleme Düşürülüyor
iletişimde Vergiler Tek Kaleme Düşürülüyor

Yozgat Tkdk Beşinci Proje Çağrısına Çıktı.
Yozgat Tkdk Beşinci Proje Çağrısına Çıktı.

  Resim Galerisinden


Yozgat Resimleri




Resimlerle Akdağmadeni

 
 Yazarlar
Ahmet Hakan ÇOŞKUN HÜRRİYET GAZETESİ
Öcü yazısı
Av.Ruhi BACANLI YOZGAT HABER GAZETESİ
DEMOKRASİ VE PARTİLER
Metin Özkan GÜNEŞ GAZETESİ
Şehitleri özümsemek!
MUSTAFA ERANIL
YUNUS PEHLİVAN’DAN ‘özel’ TEHDİT
Nesrin MASARİFOĞLU YOZGAT GAZETESİ
Türkiyede sadece iki örnek: biri Pamukkale, diğeri
Osman Hakan KİRACI YOZGAT GAZETESİ
YUSUF KENAN YILMAZ'I RAHMETLE ANIYORUZ...
Osman KARACA SÜRMELİ HABER GAZETESİ
YOZGAT’IN GELECEĞİ “SORGUN’A BAĞLI
Rıfat ÇAKIR İLERİ GAZETESİ
BİZİM KÖYDE KADIN HAKLARI
Salim TAŞÇI İLERİ GAZETESİ
DAİRE ALIRKEN YANMAYIN TAPUNUZU KAPTIRMAYIN
Sürur ÖZTÜRK YOZGAT MUHABİR GAZETESİ
Sadir Durmaz araştırma önergesi vermedi mi?
Taha AKYOL HÜRRİYET GAZETESİ
En kötüsü...
TARIK YILMAZ İLERİ GAZETESİ
Canın sağolsun
İnan SOYER YOZGAT YENİGÜN GAZETESİ
Yozgatlıyız, pek şanlıyız 8 isim geçti, 5’i toprak
İsmail KÜÇÜKKAYA AKŞAM GAZETESİ
Zekeriya Öz'den Hilmi Özkök yorumu: 'O demokrasi k
Şahin ÖZMEN İLERİ GAZETESİ
Yeni Sezona Doğru
   Tüm Yazarlar
 
Bilgi Bankası Kayıt Formu
Reklam verebilirsiniz.







İlkelerimiz | Yasal Uyarı

 :: Ana Sayfa :: Editöre Gönder :: Günün Haberleri :: İletişim

Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2000-2020 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
İletişim: +90 212 562 66 66  |  Faks: +90 212 654 87 88  |  Destek: info@yozgat.org.tr
Sayfa Üretimi: 0.0233  | Teknik Destek: Cizginet
Haberler artık Outlook'ta

 

Kapat !